Çeviri Olgusunun Bilimsel Gelişimi

0
163

Gümüşoğlu’na göre sosyal bilimlerde bilimsel gelişim, devrimsel değil evrimseldir.
Çeviri için de bu durum geçerlidir. Bir uğraş olarak tarihi oldukça gerilere dayanan
çeviri, 70’li yılların sonundan itibaren bir bilim alanı olarak yeni bir paradigma
haline gelmiştir. Gümüşoğlu, ihtiyaçların bilimsel etkinliği doğurduğu varsayımı ile
hareket edildiğinde, Ülken’in kriz dönemlerinde aydınlanmanın dinamiği olarak
çeviriye yüklediği anlam ve Even –Zohar’ın kültürel değişimin yoğun yaşandığı
kırılma alanlarında çeviribilimin sosyal bir gerçeklik olarak ihtiyaçlara cevap
verebilen bir bilim dalı olarak ortaya çıktığı gibi görüşlerinin çeviribilimin meşruiyet
mekanizması olarak algılanabileceğini söyler
Newmark ise, “çeviri kuramının” gelişiminden bahsederken dört tarihsel dönem
ortaya koyar. Bunlar dilsel dönem, iletişimsel dönem, işlevselci dönem ve etik/estetik
dönem olarak sıralanır. Newmark, antik çağlardan 19 0’lere kadar uzanan dönemi
“dilsel dönem” (the linguistic stage olarak niteler. Bu dönemde temel olarak
yazınsal eserler çalışılmıştır. Dilbilim öncesi dönem olarak da adlandırdığı bu
dönemin belirleyici tartışmaları sözcüğü sözcüğüne çeviri, anlamı anlamına çeviri
yaklaşımları olmuştur. Bu dönemi takip eden “iletişimsel dönem” (the
communicative stage ise 19 0’ler civarına rastlar. Bu dönemde dilbilimsel
yaklaşımlar çeviriye uygulanmıştır. Metin kesitlerinin sınıflandırılması ve bir metnin
çeşitli bölümlerinin çevrilmesi için hangi tür işlemlerin yapılacağının belirlenmesi
gibi çalışmaları içermektedir 0’lerden başlayan “işlevselci dönem” (the
functionalist stage ise Newmark’a göre “gerçek dünya” (the real world) olarak
nitelenebilecek yazınsal olmayan metinlerin çalışılmasına odaklanmıştır. Belirleyici
olarak metnin amacına ve asıl iletisine odaklanan yaklaşımlar gözlenmiştir. Bu
dönemde Skopos kuramı ile birlikte çeviri ticari bir işlem olarak görülmüş, yazar
satıcı, çevirmen aracı ve okuyucular ise tüketici olarak nitelenmiştir. Newmark’a
göre 2000’lerden başlayan ve günümüzü kapsayan dönemi “etik/estetik dönem” (the
ethical/aesthetic stage) olarak nitelemek mümkündür. Bu dönemde çeviri
araştırmaları otoriter ve resmi metinler ile ciddi yazınsal eserlere odaklanmaktadır.
Newmark, çevirinin asil ve gerçeği arayan bir uğraş olduğunu ve çevirilerin
gerçekleri saptırmak ya da sahte fikirler yaratmak yoluyla okuyucuları yanlış
yönlendirmemesi gerektiğini savunarak çevirinin etik boyutuna değinir. Newmark’a
göre bu dört dönem, birbirilerini yok etmeden içine alacak biçimde kümülatif bir
yapıdadır. Dördüncü dönem ise son dönem olsa da dinamik bir yapıdadır. Newmark
bu durumu ahlaki gerçekliğin değiştiğini ancak estetik gerçekliğin kalıcı olduğu
savıyla açıklamaktadır
Gümüşoğlu, dil, çeviri ve kültür gibi kavramların, pek çok farklı bilim dalı içerisinde
o bilim dalına özgü bakış açılarından ele alındığını dile getirir. Gümüşoğlu’na göre
örneğin çeviribilim, kültür kavramını kültür odaklı çeviri yaklaşımı içerisinden
benimsemiştir. Buna “yerelleştirme” ve “çeviri metin” gibi kavramlar da dâhildir ki
bu kavramlar çeviri tarihi boyunca tartışılagelmiştir
Özetle, çeviri olgusu tarih boyunca farklı disiplinlerce sayısız biçimde ele alınmıştır.
Çevirinin doğası gereği de çeviri çalışmalarının çokdisiplinli ve disiplinlerarası
yapısı dikkate alınmalıdır. İlerleyen bölümlerde farklı disiplinlerin çeviri olgusunu ne
şekilde ele aldığı tartışılacaktır.

CEVAP VER