Diglossia ve Domain Bağlamında İki Dillilik

0
395

İki dillilik, bireysel ve toplumsal düzeyde gözlendiğinden dolayı çalışmaların odak
noktasına göre tanımlamalar farklılık gösterebilmektedir. İki dillilik, toplumsal
düzeyde ele alındığında diglossia kavramı gündeme gelir. Hamers ve Blanc, iki dilli
birey için olduğu gibi çok dilli konuşma topluluklarında da farklı düzgülerin aynı
şekilde kullanılıp değerlendirilmediğini, konuşulan, konu, konum ve işleve göre
zorunlu bir boşluğu doldurmak için kullanıldığını öne sürer. Hamers ve Blanc’a göre

bir konuşma topluluğu içerisinde, her biri kendine özgü toplumsal işlevler içeren
farklı dil çeşitlerinin bir arada bulunması durumu diglossia olarak tanımlanır.
Gümüşoğlu’nun aktardığı üzere Ferguson, diglossia terimini ilk olarak bir dilin
toplumsal yaşamda farklı işlevler kazanması durumu için kullanmıştır. Fishman ise
farklı ülkeler ve bölgelerde etkileşime geçen dilleri ele alarak, diglossia kavramını
tek dilli düzlemden iki dillilik araştırmalarına taşımıştır. Baker ve Jones’un
aktardığına göre Fishman’ın ayrımında bilingualism olarak anılan iki dillilik bireyin
birden fazla dil kullanabilme becerisi, diglossia ise toplumun iki dil çeşidini variety)
kullanmasıdır.Appel ve Muysken’e göre diglossia kavramının çıkış noktasında
dâhil olan dillerin özellikleri bulunur. İki dilli konuşma davranışı yalnızca durum
açısından ele alınamaz, dillere odaklanmak da önemlidir.

Fishman’ın tablosunu şöyle açıklamak mümkündür; birinci durumda konuşma
topluluğunda hem bireysel iki dillilik hem de diglossia mevcuttur. Böyle bir topluluk
içerisinde neredeyse bütün bireyler iki dil çeşidini de kullanabilirler. Her dilin farklı
bir dizi işlevi vardır. İkinci durumda ise bireylerin çoğu iki dillidir ancak dillerden
herhangi biri belirli işlevlerle sınırlı değildir. Üçüncü durumda ise bireylerin çoğu iki
dilli değildir ancak diglossia mevcuttur, diller coğrafi bölgelere göre çeşitlenebilir.
Farklı etnik toplulukların yaşadığı ülkeler bu durumdadır. Dördüncü durumda ise
bireylerin çoğu iki dilli olmadığı gibi diglossia da görülmez Gümüşoğlu,
dördüncü durumun tek dilli ülkelere özgü olduğunu söylerken, Fishman’ın bu tip
ülkeleri örneklendirmenin çok zor olduğunu belirttiğini de aktarır
Yaşamın farklı alanlarında çeşitli dilsel etkinlikler içerisinde dilin farklı işlevleri gün
içerisinde kullanılır. Sokakta, aile içerisinde, çalışma hayatında ya da ibadet ederken
kullanılan dil farklılık gösterir. Dilin kullanıldığı bu farklı alanlara “domain” adı
verilir. Appel ve Muysken’e göre domain kavramının temelinde toplumsal
yapılanma bulunur. İki dil ayrı dili konuşan bireyler, konuşacakları dili koşullara
göre seçerler. Baker ve Jones’a göre iki dilli bireyler dillerini farklı bağlamlarda
farklı amaçlar için kullanılabilir. Bu da bazı domainler içerisinde iletişimsel
beceriler yönünden bir dilin diğerine baskın gelmesine neden
olabilir.Gümüşoğlu’na göre diglossianın ardından dil değişimlerine neden olan
toplumsal durum değişimleri gelir. Gümüşoğlu’nun iki dillilik bağlamında dil
çeşidini (variety çalışan Fishman’dan aktardığına göre farklı toplumsal alanlarda dil
kullanımı farklılık gösterir ve bireyler ihtiyaçlarını karşılayacak dili kullanır. Bir
domain, belirli zaman, mekân ve rol ilişkilerinden oluşan bir etkinlik kümesinin
soyutlanmış halidir. Gümüşoğlu, Fishman’ın domain kavramını toplumsal bir yapı
olarak anladığını ve iki dilli dil toplulukları için H134 yüksek variety ) ve L135
(düşük vareity tespit ettiğini aktarır. Okul, iş yeri, kamu binaları yüksek variety
örneğiyken; aile, komşular ve vasıfsız işlerin düşük variety örneği olduğunu aktarır.
Karmaşık dil topluluğu içerisinde kesişen çıkarlarla oluşan varietyler içerir, kimi
durumlarda bu tamamen farklı diller olurken bazen de aynı dilin farklı varietyleridir.

Gümüşoğlu, New York’taki Puerto Riko asıllı göçmenleri inceleyen
Fishman/Cooper/Ma’nın iki dilli topluluklar için aile, arkadaş çevresi, din, eğitim ve
meslek olarak beş temel domain tespit edildiğini belirtir Avrupa’daki Türk
göçmenler ile bu konuyu örneklendiren Gümüşoğlu, üniversitedeki okul hayatından
bahseden gençlerin Almanca konuştuklarını ancak konu aile, din ya da geleneklere
geldiğinde Türkçe konuştuklarını ya da code – switchinge başvurduklarını
söylemektedir. Gümüşoğlu’na göre gündelik yaşam içerisinde belli konular etkin
kullanılan günlük dil ile özleşmiştir ve konuşan bireyin dil tercihi, üzerinde
düşünmeksizin pragmatik biçimde şekillenmektedir

CEVAP VER