İki Dilli Dil Edinci ve Çeviri Edinci

0
474

Gündelik deneyimlerden hareketle, ikinci bir dilde belirli düzeyde bir yeterliliğe
sahip olmanın, çeviri yapabilme dolayısıyla çeviri edincine sahip olmakla
özdeşleştirilebileceğini söylemek mümkündür. Çeviri ile doğrudan bağlantısı
bulunmayan aktörlerin bu fikre yatkın olduğu öne sürülebilir. Ancak, Eser’in
belirttiği üzere, çeviri edinci kavramı özellikle çeviri eğitimi bağlamında,
çeviribilimin ve çeviri eğitiminin değişen paradigmaları doğrultusunda çok bileşenli
olarak yeniden tanımlanmıştır. Çeviriyi, dilsel düzeyde bırakarak iki dillilik
tanımıyla bakan yaklaşımlardan, çeviriyi sosyal bir süreç olarak ele alan ve piyasa
gereksinimlerini dikkate alan bir anlayışa evrensel düzeyde geçiş yapılmıştır.
Bu konuda görüş bildiren araştırmacılardan, Yazıcı’ya göre iki dillilik edinci ve
çeviri edinci birbirinden farklı iki olgudur; buna örnek olarak küçük yaşlarda iki dilli
çocuklarda çevirinin istemli bir edim olduğunu ancak toplumsal bakımdan işlevsiz
oluşu sebebiyle çeviri edinciyle iki dilliliğin yollarını ayırdığını öne sürer. Yazıcı,
iki kültürü ve iki dil tanımanın çevirmenliğin ana bileşeni olduğunu belirtirken, yeni
bilgi ve kavramları erek kültüre etkin ve hızlı biçimde sunabilmek için çevirmenin
araştırma yöntemlerini ve elektronik araçlara dayalı becerilerini ilerletmesi
gerektiğini söyleyerek, çeviri edincini geniş bir bilgi ve beceri zeminine oturtur
Ergun’a göre ise kusursuz bir dil edinci kazandıktan sonra çeviri uygulamalarına
geçmek nadir bir durumdur; belli bir düzeyde yeterliliğin sağlanmasıyla dil edinci
çalışmaları ve çeviri uygulamaları karşılıklı fayda sağlayabilir. Benzer bir düşünce
de Lörscher’in aktardığı üzere Toury’nin erken dönem çalışmalarında da görülebilir.
Buna göre iki dilililik, çeviri edincinin gelişmesi için gerekli bir koşuldur ancak tek
başına yeterli değildir; iki dilli dil edincine ek olarak diller arası ya da aktarım
edincinin de gelişmesi gerekir. Toury ilerleyen yıllarda daha açık hale getirdiği bu
görüşü üzerine Descriptive Translation Studies adlı eserinde, çevirmeni çevirmen
yapan etmenleri tartışırken çeviri edincinin, iki dilli bireylerin dilsel yeterliliği

ötesinde beceriler gerektirdiğini, çeviri yapabilmenin iki dilliliğin doğrudan bir işlevi
olmadığını iddia eder. Çevirmen tanımını, çeviri yaptığı kültürün çeviri normları
çerçevesinde ele alan Toury’ye göre, çeviri yapabilme becerisi, doğuştan sahip
olunan değil, geliştirilen bir beceridir Benzer bir şekilde Presas’a göre iki dilli dil
edinci, çeviri edinci için gerekli bir koşul olsa tek başına çeviri edincini sağlamak
için yeterli değildir “Olgunlaşmamış aktarım becerisi” (rudimentary ability to
mediate) kavramını öne süren Lörscher ise, yeterlilik düzeyleri farklı bile olsa iki ya
da daha fazla dilde yetkinliği olan her bireyin, bu diller arasında bilgiye aracılık
etmek üzere olgunlaşmamış bir beceriye sahip olduğunu öne sürer. Lörscher’e göre
sürece dâhil olan dillerde yetkinlik, diller arasında aktarım yapmayı sağlayan
olgunlaşmamış beceri ve son olarak da çeviri eğitimi ya da çeviri deneyimi üçlüsü
çeviri edincinin temel bileşenlerini oluşturur Bütün bu görüşlerin ortak noktası,
dilsel becerilerin çeviri edinci için gerekli olduğuna ancak başka unsurlarca
desteklenmesi gerektiği noktasında hemfikir olmalarıdır.
Çeviri ve iki dillilik olgularını yan yana getiren bir başka çalışmada ise Eser,
Türkiye’deki devlet üniversitelerinde okuyan çeviri öğrencileri arasında çeviri alt
edinçlerine251 dair yaptığı çalışmanın sonuçlarını şöyle yorumlar: 252
Tüm katılımcıların yanıtları ile elde edilen verilere göre iki dillilik alt
edincinin Türkiye’deki devlet üniversiteleri çeviri bölümlerinde eğitim
gören son sınıf öğrencilerin algılamalarında ,91 ortalama ile en üst
düzeydeki alt edinç … olduğu görülmektedir … tüm çeviri alt edinçleri
ile ilgili ortalamalar ve altı değerlere sahiptir. Bu değerler,
katılımcıların çeviri edincine yönelik algılamalarında gerekli çeviri
niteliklerini edinmede yeterli olmadıklarını düşündüğünü göstermektedir.
Buradan hareketle kuram ile çeviri edinçlerini geliştirme aşamasındaki çevirmen
adaylarının görüşlerinin örtüştüğü söylenebilir. Bu tezin betimleyici çalışması

sırasında alandaki akademisyenlerle yapılan anket içerisinde yukarıda ele alınan
Yazıcı’nın çeviri edinci modelinin alt bileşenleri değerlendirilmiştir.
Presas, iki dillilik ve çeviri edincine dair bağıntıları tartıştığı çalışmasında ikinci dil
edinimi sürecini tartışmaksızın, sonuca odaklanarak çevirmenin işlem yaptığı
dillerdeki hakimiyetine odaklanır. Bu aşamada iki dilli hafızanın yapısını ve girişim
ve code – switching gibi bilişsel özellikleri ele alır. Presas, çeviri edincini
tanımlamak için bir çevirmenin kazanması gereken temel becerileri sıralar, bunlar;
yönlülük directionality), kiplik (modality ve dil çiftidir. Presas’a göre yönlülük
(directionality , çevirinin hangi yönde gerçekleştirildiğidir254, kiplik (modality) ise
çeviri kipini sözlü çeviri/yazılı çeviri belirtir. Çeviri edinci ile iki dillilik edinci
arasındaki bağıntıları ortaya koymak için Presas, dili konuşan bireyin her bir dilin
sözel göstergelerini ayrı zihinsel imgelerle eşleştirdiği “eşgüdümlü” (coordinated),
bireyin her iki dildeki göstergeleri aynı zihinsel imgelerle pekiştirdiği “bileşik”
(compound) ve bireyin bir dildeki sözel göstergeyi diğer dildeki sözel göstergeyle
iliştirdiği “bağlı” (subordinated) iki dillilik ayrımından yararlanır. Presas, iki dilli
bireyin zihnindeki dilsel etkinliğin türünün, çevirideki alımlama – üretme sürecini
koşullandırdığını öne sürer
Presas, bu iki dillilik ayrımının üzerine kurduğu dört çevirmen türü öne sürer.
Bunlar; “çağrışımsal” (associative), “bağlı” (subordinated), “bileşik” (compound) ve
“eşgüdümlü” (coordinated) çevirmenlerdir. Çağrışımsal çevirmen, bir dildeki
sözlüksel ya da metinsel özellikleri diğer bir dildeki sözlüksel ya da metinsel
özelliklerle bağdaştıran çevirmendir, bu durumda işlem tamamen dilsel düzeyde
gerçekleştiğinden, tam anlamıyla bir alımlama sürecini temsil etmez. Bağlı çevirmen
ise zihinsel içeriği yalnızca bir dille eşleştirir, bu durumda alımlama sürecinde bir
dildeki sözlüksel ögelerin diğer dildeki sözlüksel ögelerle ve bunu takiben zihinsel
imgelerle eşleştirilmesi gözlenir, çevirinin zihinde alımlamadan önce gerçekleştiği
söylenebilir. Bileşik çevirmen ise, her iki dildeki sözlüksel ögeleri tek bir zihinsel
imgeyle iliştirir. Çevirmen her iki dilin zihinsel içeriği arasında ayrım
yapmadığından çeviri süreci bulanıktır. Son olarak eşgüdümlü çevirmenlerde, her bir
dilin sözlüksel ögeleri ayrı bir zihinsel içerik repertuvarına sahiptir ve alımlama –
üretim süreci her dilin zihinsel içeriği arasında ayrıma varabilir. Presas’a göre ideal
çevirmen “eşgüdümlü” çevirmendir. Presas, iki dilli bireylerin dilsel işlemlerde daha
esnek olmasının çeviri edinci için olumlu bir özellik olduğunu öne sürerken, iki
dillilerde kelime dağarcığı ve dilbilgisel kurallarda nispeten daha az yetkin olduğunu
ve bu durumun çeviri edinci açısından olumsuz olarak değerlendirilebileceğini iddia
eder.

CEVAP VER