İkinci Dil Edinimi ve İki Dillilik

0
243

İkinci dil edinimi ve sonucu olan iki dillilik farklı düzlemlerde farklı yönleriyle
ortaya konulabilir. Bu olguların incelenmesinde temel düzlemler zaman, dil
kullanımı ve dilin toplumsal konumu olmuştur. Gümüşoğlu ikinci dil ediminden
bahsederken literatürde “iki dillilik” olgusu üzerinde farklı görüşlerin olduğuna
dikkat çeker; bunlardan Weinreich, iki dilliliği “iki dilin aynı yerde kullanılması”
olarak tanımlarken bu eylemi gerçekleştirenlere “iki dilli” der. Spolsky ise birey

odaklı yaklaşımında iki dilli bireylerin “ikinci bir dilde belli bir düzey işlevsel
yeteneğe sahip” olduğunu söylerken De Cillia ise iki dilliğin önemini genişleterek,
edinç boyutunun yanı sıra dil kullanımının da önemli olduğunu iddia eder. İki dillilik
araştırmalarında tanımların genel olarak üç noktada yoğunlaştığını öne süren
Gümüşoğlu’na göre, bunların ilki odağında bireyin olduğu tanımlardır, ikinci sırada
bireyin dil edinci ile ilgili tanımlar ve üçüncü olarak da bireyin iki dile yakınlığı ve
uzaklığı ile edinç edim arasındaki ilişkiyi ele alan tanımları sıralar.
Beardsmore, iki dillilik üzerine dilbilimsel yaklaşımlardan bahsederken şöyle der;

“Öte yandan iki dillilik, tek ve aynı bireyin bünyesinde en az iki dilin
varlığını bu iki dildeki yeteneğin aynı olup olmayabileceğini ve iki ya da
daha fazla dilin kullanım biçiminin önemli bir rol oynadığını unutmadan
açıklayabilmelidir. Sonuç olarak kuramsal iki dillilik yaklaşımı, konuşma
davranışına özellikle ve sadece yapıya yoğunlaşan yaklaşıma kıyasla
zorunlu olarak daha geniş ve daha kapsayıcı bir görüş sunmalıdır.”
Beardsmore’a göre iki dillilik üzerine yapılacak herhangi bir tartışmanın bu olgunun
eleştirilmeden kabul edilecek genel bir tanımı ile başlaması oldukça güçtür, zira bir
kavram olarak iki dilliliğin anlam alanı açık uçludur ve iki dillilik terimi kendini
yalnızca iki dilin mevcut olduğu durumlarla sınırlamaz, çoğu zaman çok dilliliği de
kapsayan bir kısaltma gibi kullanılır. Beardsmore’a göre, dil üzerine mevcut
bilgilerle doyurucu olmayan bir iki dillilik tanımı yapmak yerine pek çok araştırmacı bu geniş alanda özel bir konuya yoğunlaşmalarına izin veren tipolojik çerçeveler
kullanmayı tercih ederek aşırı genelleme yapmaktan kaçınmış olurlar.

CEVAP VER