İkinci Dil Ediniminin Konumsal Boyutu

0
224

Gümüşoğlu’nun ikinci dil edinimi modelinde üçüncü boyutta toplumsal özellikli
temel etkenler bulunur. Birinci ve ikinci dilin toplumsal boyutta etkileşimi language
contact farklılaştırıcı bir etki gösterir böylece toplumsal koşullar da iki dilliliğin
derecesini etkileyebilir. Örneğin folk bilingualism özellikleri gösteren bir topluluğa
ait birey, bireysel düzlemde “dengesiz” unbalanced) iki dilli olarak nitelenebilir.
Toplumsal koşulların ve kültürel değerlerin kimlik oluşumunda önemli bir rol
oynadığını belirten Gümüşoğlu’nun kimlik ve iki dillilik ilişkisi üzerine Aleemi’den
aktardığına göre dil edinimi aynı zamanda kültürel bir edinim olarak da
görülebilir. Gümüşoğlu’na göre “elit iki dillilik” (Elite bilingualism) olgusunda ise
her iki dilde eşdeğer kalitede eğitim vardır. İkinci dil edinimi sırasında sadece
temeldeki pragmatik/edimsel yönler değil toplumsal konum ve entelektüel uğraşlar
da önemli etkenlerdir. Bunlar da doğrudan bireyin sosyal refah düzeyine bağlıdır.
Toplumsal baskı unsurlarının yokluğu bireylerin ikinci dil edinimini tercihe bağlı bir
uğraşı, bir entelektüel etkinlik olarak algılamalarına yol açar. Kısaca “avam” folk)
iki dillilikte motivasyon zorunlu toplumsal etkenlerden doğarken “elit” iki dillilikte
bireyleri güdüleyen kişisel faydaları ve entelektüel uğraşlarıdır. “Seçkin iki dillilik”
(prestigious bilingualism kavramını dile getiren Baker ve Jones ise seçkin iki
dillilerin iki seçkin dili konuşan bireyler olabildiği gibi yaşadıkları toplum içerisinde
de konum olarak seçkin olan iki dilli bireyler de olabileceğini belirtmektedir. Bu
olguyu örneklendiren Baker ve Jones sık sık yurtdışına seyahat eden ya da yurt
dışında yaşayan bireylerin de bu topluluğa dâhil edebileceğini söyler ve yurtdışında
eğitim almanın dünyada yaygınlaşması, seçkin iki dilliğin yükseköğrenimin
yurtdışında yapılmasıyla edinilmesi sonucunu doğurmuştur.
Beardsmore’a göre iki dillilik araştırmalarında iki dilli bireyleri var eden tarihsel ve
toplumsal süreçler ortaya konarak toplumsal yaklaşıma zemin oluşturulur.
Dilin konumu ve kimlikler üzerine konuşan Skuttnab – Kangas’a göre ise genellikle
azınlık dilleri, çoğunluk dillerine kıyasla düşük konumdadır. Bu durumun etkisiyle
azınlık topluluklarına ait bireyler anadil birinci dil edinçlerini ve kimliklerini
asgariye indirebilir hatta reddedebilirler, benzer şekilde kimlik kazanmak için
çoğunluktaki dile dair edinçlerini abartma yoluna gidebilirler. Skuttnab – Kangas, iki
dillli edinç ile iki dilli kimlik arasındaki farkın genellikle büyük olduğunu öne
sürerken, ekonomik ve ideolojik etkenlerin de dil ile özdeşleşmede önemli etkenler
olduğunu söyler. Bireyin dil ile özdeşleşmesinde önemli bir diğer ölçüt bireyin, dili
konuşan diğer bireyler tarafından nasıl algılandığıdır. Bireyin öz algısı ile dışarının
algısının farklılık göstermesi, bireyde kendi rızası dışında, ait hissetmediği bir
toplulukla özdeşleştirildiği için hayal kırıklığı yaratabilir.
Baker ve Jones ise, iki dilliğin bireyde ortaya çıkan bir olgu olmasına karşın dil
topluluğundan ayrı düşünülemeyeceğini savunur ve örneğin göçmen ailelerde genç
neslin yeni toplum dilinde bir önceki nesle göre daha etkin olduğunu öne sürer
Beardsmore’a göre toplumsal iki dillilik araştırmacısının odağı bir toplulukta mevcut
olan dilsel kuvvetlerin ne olduğu, bunların kurduğu ilişkiler ve siyasi, ekonomik,
toplumsal, eğitimsel ile kültürel kuvvetler ve dil ile bağlantı dereceleridir.
Bütün bunlardan hareketle, çalışmamızda ele aldığımız şekliyle iki dillilik,
Gümüşoğlu’nun tanımladığı üzere bireyin, iki dili toplum içerisinde, bütün kültürel
edinçleri ile birlikte kazandığı her iki dilde de toplumsal koşulların ve kültürel
değerlerin etkisinin görüldüğü bir olgudur. Öte yandan bu anlamda iki dillilik
durağan bir durum değildir, sürekli devinim içerisindedir ve bireyin iki dilli olma
durumu zaman, kullanım ve konum düzlemlerinden etkilenerek sürekli bir değişim
içerisindedir. Bir bireyin iki dilli olarak değerlendirilmesi ancak değerlendirmenin
yapıldığı an için mevcut olan koşullar altında geçerliliğe sahiptir. Bireyin iki dilli
olması, konuştuğu dillerin ait olduğu kültürlerdeki tek dilli bireylere koşut dilsel ve
kültürel edinçleri sergilemesine olanak sağlamalıdır. Bireyin dilsel edinci de yine
ancak dilsel edimi içerisinde değerlendirilebilir. Gümüşoğlu bu durumu “edimde
edinç” competence in performance) olarak niteler. İki dillilerin dilsel edinçlerinin
ölçülmesi konusu daha sonra tartışılacaktır. Gümüşoğlu’ndan daha önce aktarıldığı
üzere iki dilliliğin devingen yapısı bireyin farklı dil alanlarında domain farklı düzey
dilsel etkinlik sergilemesine neden olabilmektedir. Bu durumun tersini söylemek de
mümkündür farklı alanlarda etkinlik düzeyi ayrışan bireyin bu alanlarda dilsel edinci
de farklılaşma eğilimine girebilir Bu durumu işlevsel iki dillilik olarak
adlandırmak mümkündür.

CEVAP VER