The glass ceiling : Hakettiği halde bir kimsenini bir işte ilerlemesine izin vermemek ,mani olmak
Blood on the carpet : İşle ilgili bir konuda kötü bir olaydan sonra işini kaybetmek
To hit the ceiling : Birşeye çok kızmak
To get a foot in the door : Fırsat,açılan bir kapı
To show someone the door : Bir kimsenin ayrılmasını istemek(kaba bir şekilde)
To have elbow room : Yeterli boş alan
To get in on the ground floor : Bir işe yüksek beklentilerle alt seviyeden başlamak
A watched kettle never boils : Birşeyin olmasını endişeyle beklerken her zaman daha uzun sürer
To be a lounge lizard : Yalaka,yılışık insandan bahsederken
To make room for someone or something : Bir kimseye bir konuda yer açmak
Climb the wall : Çok sıkılmak
Drive someone up the wall : Birisini kızdırmak yada canı sıkmak
The handwriting’s on the wall : Kötü şans
To go to the wall : İflas etmek
To knock one`s head against a brick wall : Az bir başarıyla yada tamamen başarız olarak birşeyi yapmaya çalışmak ve vaktini boşa harcamak

