İşlev Olarak Çeviri

0
163

İşlevselci (functionalist) yaklaşımların doğuşu 1970’lerde Vermeer ve Reiss’in
çalışmalarına dayandırılsa da, Nord’a göre çeviriye işlevsel bakış açısı çeviri tarihi
boyunca gözlemlenebilir. Nord’a göre Cicero, Jerome ve Luther gibi düşünürlerin
çevirmenin metine göre sözcüğü sözcüğüne ya da anlamı anlamına çeviri kararı
vermesi gerektiği şeklindeki görüşleri işlevselci yaklaşımın ilk örnekleridir
Çevirinin işlev olarak görülmesi, çeviribilime işlevci yaklaşımların bir sonucu olarak
ortaya çıkmıştır. Gürçağlar’ın da aktardığı üzere işlevci araştırmacıların çalışmaları
çeviriyi dilbilimsel bir işlem olarak ele alan kuramlardan ayırarak, çevirinin
iletişimsel ve toplumsal bir eylem olarak incelenmesini mümkün kılmıştır
Gümüşoğlu’nun aktardığı üzere özellikle Almanya’da 70’lerin sonunda çeviri
işlevine ve amacına yönelik kuramlar ortaya çıkmıştır, bunların başında ise
Vermeer’in Skopos kuramı ve Reiss’ın metin türü ve çeviride işlevi paradigmaları
gelmektedir. Skopos kuramına göre çeviriyi çevirinin amacı belirler ve çeviri
böylece gerçekleşir. Metin türlerinin bilinmesi ise çevirinin işlevinin eşdeğer olarak
aktarılmasını sağlar Reiss/Vermeer’e göre çeviri her şeyden önce kültürler arası
bir aktarımdır, çevrilecek metnin ise durum içerisinde yorumlanıp, erek kültürde yer
alacağı bağlam dikkate alınarak aktarılmalıdır
Toury’de ise, çeviri erek kültür bağlam içerisinde araştırma nesnesi olarak kabul
edilmektedir. Çeviri süreçleri ve çeviri süreçlerinin ürünü olarak çeviriler, erek
kültürde değişimlere neden olabilir. Bir çevirinin ortaya çıkması, metin olarak
bağlama etki etmesine ve erek kültürde bir değişiklik yaratmasına sebep olur. Bir
erek kültürde çeviri metnin değiştirici etkisi çevirinin metinsel özelliği ve işlevi ile
ortaya çıkar.
Stolze’ye göre, çeviri metinlerin işlevselliği tartışması, yazınsal metinlerden daha
çok kullanım metinlerinden daha belirgin bir yere sahiptir. Stolze, işlev olarak
çevirinin, çevirinin içinden değil dışından kaynaklanan bir durum olduğunu söyler.
Stolze’ye göre çevirmen dilsel aktarım bağlamında, dil dışı ögeler ve kültürel
farklılıkların bilincinde olarak çeviri eylemini gerçekleştirir ve ortaya çıkan metinler
bu şekilde işlevsel bir değer kazanmış olur
Ülken ise çevirinin bir işlevini de kültürel uyanış olarak belirler. Ülken’e göre
medeniyetler ancak birbirileri ile ilişki içerisinde var olabilir ve bunu sağlayacak ana
unsur ise çeviridir. Ülken çevirinin kültürel uyanışın tetikleyicisi olmak şeklindeki
işlevini Eski Yunan medeniyetinin, Anadolu, Finike ve Mısır medeniyetlerinden
yaptığı çevirilerle mümkün olduğunu savunur. Aynı şekilde Türk – Uygur
medeniyeti, İslam medeniyeti ve Batı medeniyetlerinde yaşanan kültürel uyanışların
tetikleyicisinin başka medeniyetlerden yapılan çeviriler olduğunu öne sürer. Kısaca
Ülken’e göre çevirilerin kültürel uyanışın tetikleyicisi olma işlevi bulunmaktadır.
Bunu “uyanış devirlerinde yaratıcılık kudretini veren tercümedir” sözleriyle özetler.
Öte yandan Gümüşoğlu’nun aktardığı üzere Kurultay’a göre “çevirinin uyanış
devirlerinde yaratıcılık kudretini” sağladığı savı tartışmalıdır ve çevirinin bu işlevi
kazanmasında var olan kültürel bağlamın bireyleri hali hazırda dış dünya
yönlendirmiş olması rol oynamaktadır Yine ülken, insan medeniyetinin
(hümanizmanın), sürekli birbiri üzerine inşa eden bir birikim olduğunu dile getirir ve
çevirinin bu süreç içerisinde köprü oluşturma işlevi vardır.
Çevirinin işlevi ve çeviriye işlevsel bakış açısının özetlendiği bu bölümün ardından,
çeviri olgusunun bilim dizgisinde nerede durduğu, çeviri araştırmalarının tarihsel
gelişimi ve çevirinin ilintili olduğu temel disiplinlerle ilişkileri aşağıdaki bölümlerde
detaylı olarak ele alınmıştır.

CEVAP VER