Öğrenme Nesnesi Tanımları

0
382

Son yıllarda üzerine hatırı sayılır sayıda çalışmaların var olduğu ve var olacağı oldukça muhtemel olan ÖN’lerin herkes tarafından kabul gören bir tanımlamasının olmasını beklemek son derece normaldir. Fakat, literatüre bakıldığında oldukça fazla sayıda tanımlar olduğu (ör : Agostinho, Bennett, Lockyear & Harper, 2004; Butson, 2003; Friesen, 2001; Gibbons vd., 2000; Littlejohn, 2003; McGreal , 2004; Metros, 2005) ve şu an için herkesin onayladığı ortak bir tanımın var olmadığını görmek şaşırtıcıdır. Hatta daha da netleştirmek gerekirse “pratik tasarım ve uygulamadan ziyade çoğu araştırma öğrenme nesnesinin tanımları üzerine yoğunlaşmıştır” (Cochrane, 2007: 2602) ve “ yapılan çoğu tanımdaki ortak nokta tanımların öğrenme nesnesinin neye benzediğinden çok onların nasıl oluşturulduğuna, kullanıldığına ve saklandığına odaklandığıdır (Smith, 2004: 1).
Literatürde, ÖN’ler, bu konuda araştırma yapan akademisyenlerin daha önceki deneyimleri ve ÖN’ü kullanılacakları alana göre oldukça farklı şekillerde tanımlanmışlardır (Karaman, 2005). Hatta denilebilirki yapılan çalışmanın yapısına ve elde edilen deneyimlere dayandırılarak zaman içinde aynı yazar ya da yazarların ve hatta kurum ve kuruluşların öğrenme nesnesine yaklaşımı ve onu tanımlaması değişiklik göstermektedir (Ör: Kay & Knaack, 2005, 2008). Wiley (2007: 347) tanımlarla ilgili olarak “neredeyse öğrenme nesneleri üzerine yazılan her makale, terimle ilgili kendi tanımını yapmaktadır” şeklinde ifade etmektedir. Mortimer (2002) bu tanımlama karmaşasını şöyle dile getirmektedir:

Öğrenme nesnesi. Tekrar kullanılabilir öğrenme nesnesi. Paylaşılabilir içerik nesnesi. Modüler yapı taşı. Yığın. Külçe. Lego. Her neyse. Liste devam eder gider, fakat her bir terim aslında benim öğrenme nesnesi dediğim terim için eşanlamlı sözcüklerdir. Fakat tam olarak nedir öğrenme nesnesi? E-öğrenme sektöründe tek bir tanımının olmaması sizi şaşırtabilir. Öğrenme nesneleri farklı e-öğrenme uzmanlarına farklı şeyler ifade eder. Aslında, sorulan kişi sayısı kadar çok tanım var gibidir.

Tanımların çok fazla olmasının sebebi, ÖN’ün çıkış noktası olarak yorumlanabilir. Wagner (2002) ÖN’ün çıkış noktasını, bilgisayar programcılığında ortamlar arası çalışabilen içerik ögeleri stratejisine dayandırmaktadır. Dolayısıyla bilgisayar programcılığından yola çıkılarak eğitim dünyasına kazandırılan bu terimin, eğitim dünyasında farklı farklı tanımlanması; kullanım amacı ve kullanıldığı alan değiştiği için normal sayılabilir. Ayrıca tanımların çok olması öğrenme nesneleri ile ilgili kavramsal açıklığın eksikliğine de dayandırılabilir (Polsani, 2003).
İlk olarak literatürde gittikçe daha yaygın olarak “öğrenme nesnesi” terimiyle kabul görmeye başlayan bu terime verilen diğer adları da irdelemek, ÖN’ün ne olduğunu anlamak adına yararlı olacaktır. Çünkü ÖN şeklinde yaygın olarak kullanılan terim literatürde farklı isimlerde karşımıza çıkmaktadır. ÖN daha yaygın bir kullanıma sahip olan yelpaze bir terimdir. Aşağıya ÖN’e verilen diğer terimsel ifadelerin bir özeti sunulmuştur.

– Varlık (Asset) (Wiley 2000);
– Bileşen (Component) (Ip vd., 1997; Koutlis v.d, 1999; Merrill, 1983; Quinn & Hobbs, 2000; Roschelle vd., 1999);
– İçerik Nesnesi ( Content Object) (ADL, 2003; OASIS, 2003; Shabajee, 2002; Slosser, 2001);
– Eğitimsel Nesne ( Educational Object) (Ilich, 1971; Friesen, 2001; EOE, 2003)
– Bilgi Nesnesi ( Information Object) (Wiley, 1999; Epsilon Learning Systems 2003; Wieseler, 1999);
– Bilgi Nesnesi (Knowledge object
– Öğrenme Nesnesi (Learning Object) W. Hodgins’e atfedilen genel terim (Jacobsen, 2001); ) (Merrill, 1999; Paquette & Rosca, 2002);
– Öğrenme Kaynağı (Learning resource) (IMS Global Learning Consortium, 2000; Papatheodorou vd., 2002; Koper, 2003; Paquette & Rosca, 2002);
– Medya Nesnesi (Media object) (ADL, 2001; Shabajee, 2002);
– Ham Medya Ögesi (Raw Media Element) (CanCore, 2003; Duval &Hodgins);
– Tekrar Kullanılabilir Bilgi Nesnesi RIO (Reusable Information Object) (CISCO, 1999; Wieseler, 1999);
– Tekrar Kullanılabilir Öğrenme Nesnesi RLO (Reusable Learning Object) (Cisco Systems, 2001; Barritt & Lewis, 2002; MERLOT, 2002);
– Öğrenme Birimi (Unit of Learning) (Sloep);
– Çalışma Birimi (Unit of Study) (Koper, 2001).

öğrenme nesnesi ingilizceogreniyorum.org

Görüldüğü gibi ÖN yerine kullanılan pek çok terim yeralmaktadır. ÖN’ün ne olduğuna açıklık getirebilmek için literatürde var olan bazı tanımları ortaya koymak ve bu tanımların ortak ve farklı yönlerini ele alarak ÖN’ü değerlendirmek yerinde olacaktır. Böylece ÖN’ün ne olduğu daha iyi anlaşılabilecektir;
– Öğrenme nesneleri, öğrenmeyi desteklemek maksadıyla tekrar kullanılabilen kaynaklardır (Wiley, 2000a, 2000b).
– Bilgisayar programcılığının nesneye dayalı paradigmasına dayandırılan yeni bir tür bilgisayar-tabanlı öğretim öğesidir (Wiley, 2000a, 2000b).
– Bireyin özellikleri ve ihtiyaçlarıyla örtüşen, metadata (üstveri-künye) kullanılarak bir araya getirilen bilgi nesneleri koleksiyonudur (Hodgins, 2000).
– Teknoloji destekli öğretim sırasında kullanılabilen, yeniden kullanılabilen ve referans verilebilen sayısal ya da sayısal olmayan verilerdir (IEEE Learning Technology Standards Committee-LTSC, t.y).
21
– Nesnesnin, tek ya da birleşik olarak, kullanılacağı uygun bağlamlara dair öneriler içeren pedagojik amaçlar doğrultusunda kullanılması amaçlanan dijital bir (resim, film vb.) varlıktır. (Sosteric & Hesemeier, 2002, parag.7).
– Öğrenmeyi ve pedagojiyi kolaylaştıracak biçimde yüksek kalitede katalog bilgisi içeren yapılandırılmış ve tek başına ayakta durabilen kaynaklardır (DLNET, 2003).
– Öğrenme aktivitelerini ya da öğrenmeyi destekleyen aktiviteleri gerçekleştirmek için kullanılan ve başkalarının kullanımasına olanak tanınan her türlü dijital, tekrar üretilebilir ve ulaşılabilir kaynaklardır (Koper, 2003: 47).
– Birbirinden bağımsız olarak hazırlanmış, yeniden kullanılabilen, güncellenebilir, birleştirilebilir, tanımlayıcı bilgileri olan ve ağ üzerinden erişilip eğitsel amaçlarla kullanılabilen bilgi parçalarıdır (Cebeci, 2003a: 1).
– Bir derse ya da ünite, modül, kurs ve hatta program olarak gruplanan dersler topluluğuna dahil edilen tekrar kullanılabilir her hangi bir dijital kaynaktır (McGreal, 2004: 28).
– Öğrenme nesneleri farklı kimselerin ihtiyaçlarını karşılamak için kolayca tekrar kullanılabilecek ve paketlenecek şekilde tasarlanmış tek başına ayakta durabilen küçük bilgi yığınlarıdır. Onlar genellikle sınırlı bir öğrenme amacını gerçekleştirmek için tasarlanır ve o amaçla ilgili başarıyı belirlemek için bir değerlendirme içerebilir (Learning Objects Network, t.y., parag.7)
– Oldukça interaktif, esnek, uyarlanabilir, tekrar kullanılabilir ve yakın bir zamanda masaüstü ya da laptoplardan, cep telefonundan ve Mp3 çalar gibi her türlü dijital aletten erişilebilir, dijital içerik ya da müfredat yığınlarıdır (Microsoft Learning Objects Summit, 2005).
– Fikirleri, bilgiyi ve veriyi görsel ve interaktif formatlarda temsil etmek için yenilikçi yollar kullanan ve öğrenme aktivitelerini kolaylaştırmak için psikolojik bir araç olarak kullanılabilecek özel bir tür dijital kaynaktır (Churchill, 2005: 344).
– Özel kavramların öğrenilmesini genişleterek, arttırarak destekleyen ve öğrencilerin bilişsel süreçlerine rehberlik eden, tekrar kullanılabilen interaktif web tabanlı araçlardır.
– Çeşitli eğitim ortamlarında tekrar kullanılabilmesi uygun olan bağımsız ve tek başına ayakta duran öğrenme içeriği birimidir (Polsani, 2005: 5)
– İnternet aracılılığıyla paylaşılan ve erişilen ve birçok farklı öğrenme bağlamlarında tekrar kullanılabilen dijital öğrenme kaynaklarıdır (Nurmi& Jaakkola, 2006a: 232).
– Öğrenme nesnesi farklı eğitim bağlamlarında kullanılabilmesi için tasarlanan temsildir (Churchill, 2007: 484).
– Özel kavramları zenginleştirerek, genişleterek ve öğrenenlerin bilişsel süreçlerine rehberlik ederek öğrenmeyi destekleyen etkileşimli web-tabanlı araçlardır (Kay & Knaack, 2008: 269).
Yukarıda sıralan ÖN tanımlarına daha fazlası da eklenebilir. Araştırmalar arttıkça, ÖN daha iyi tanındıkça ve ÖN’ün eğitim dünyasında kullanım olanakları belirginleşmeye başladıkça; bu tanımların sayılarının azalacağını beklemek doğaldır. Bu açıdan, şimdilik, bu tanımlamalardaki farklılıkların ve benzerliklerin yarattığı karmaşadan çok, ÖN ile ilgili her tanımın verdiği ipuçlarından yararlanarak onları daha iyi tanımanın yararlı olacağı varsayımında bulunmak yerinde bir yaklaşım olacaktır. Bu amaçla, sıralanan tanımlardaki anahtar kelimelere toplu olarak bakmak yararlı olacaktır. Şekil 2, anahtar kelimelerle öğrenme nesnesi tanımlarına toplu bir değerlendirme yapılmasına imkan vermektedir.
Tanımlarda yer alan ifadeler araştırmacıların öğrenme nesnelerine bakış açılarını da yansıtmaktadır. Bu ifadeler öğrenme nesnesinin yararlarını da ortaya koymaktadır. ÖN’ler öğretilecek kavramları zenginleştirici, bireysel ihtiyaçları karşılayabilen, öğrenmeyi kolaylaştırıcı ve artırıcı yüksek kaliteli kaynaklardır. Tüm bu tanımlardaki ifadeler uygulamaya dönük çalışmalarda ortaya konabilirse, öğrenme nesnelerinin gerçekten son dönemde eğitim öğretimde ortaya çıkan materyaller arasında oldukça köklü ve yararlı bir yere sahip olabilecektir. Böylesi ifadelerle dile getirilen öğrenme nesneleri eğitim ve öğretim ortamlarının zenginleştirilmesi bakımından çok büyük anlamlar ifade etmektedir.
Yukarıda listelenen tüm bu tanımlar ve burada yer verilmeyen olası diğer tanımlarda öğrenme nesnelerinin ne olduğuna dair birtakım özellikleri içlerinde barındırmaktadırlar. Bu noktada, ÖN’ün çok farklı özelliklerinin olduğu ve tanımlarda bu sebeple mutlak bir uzlaşmaya varılamadığı sonucuna varılabilir. Buna ek olarak ÖN’ün teknolojik yönlerini vurgulayan araştırmacılarla (ör: Muzio vd., 2002; Downes, 2001; Siqueira, Melo & Braz 2004; Koppi, Bogle & Bogle, 2005), öğrenme yönünü ön plana çıkaran araştırmacıların (Baruque & Melo, 2004; Bradley & Boyle, 2004a; Wiley vd., 2004; Cochrane, 2007; Kay & Knaack, 2007) bakış açılarının tanımlardaki farklılığın bir nedeni olduğu söylenebilir.
ÖN’ün çıkış noktası aslında amacını ve anlamını kendi içinde barındırmaktadır; öğrenme amaçlı ve öğrenmeyi kolaylaştırıcı olma. Buradan yola çıkarak ÖN; öğrenmeyi kolaylaştırmak için öğretilecek şeyin anlamlı küçük parçalara bölünebildiği, üst verilerle (metadata) net olarak özellikleri tasvir edilen ve birbirinden farklı bağlamlarda ve birbirlerinden bağımsız olarak kullanılabilen dijital öğrenme araçlarıdır, diyebiliriz. ÖN, ne kadar farklı tanımlanırsa tanımlansın; şu an için ortak bir tanıma ulaşılabileceği öngörüsünü ortaya koymak oldukça güçtür. Bu bağlamda ÖN’ün ne olduğuna dair çok fazla çalışma ve emek sarf edilmiştir. Roy (2004: 1) bu durumu şu şekilde ifade etmiştir:
Ortaçağda, ilahiyatçılar ve filozoflar bir toplu iğnenin başında net olarak ne kadar açının hareket edebileceğini saptamak için çok fazla zaman harcamışlardır. Öğrenme nesnesi hareketinin ilk başlangıcında da benzer şekilde öğrenme nesnesinin doğru tanımının ne olması gerektiğine dair tartışmada çok fazla zaman harcanmıştır.
ÖN’ün çıkış noktası eğitim alanı olmadığı ve bu alanda kullanımının çeşitlilik arz ettiği göz önüne alındığında, üzerinde uzlaşmaya varılabilen net bir tanımın yapılabilmesinin, şu an için epey zor olduğu açıktır. Bu sebeple, tanım karmaşasını aşmak için öğrenme nesnelerinin tanımlarından çok özellikleri ve özelliklerin sağladığı avantajları ele almak daha yerinde olur. ÖN üzerine yapılan araştırmalar, uygulamalar ve hali hazırda gerçekleştirilen standartlaştırma çabaları arttıkça; ÖN’ün de tanımı üzerinde daha ortak bir paydaya doğru gidileceği kabul edilebilir bir tahmindir. Zaten ÖN’ün tanımlamaları üzerine yapılan çok sayıdaki çalışmanın 2004 itibariyle eskiye oranla azaldığı fakat hala devam ettiği; bu noktadan sonra yapılan çalışmaların daha çok ÖN’ün uygulamadaki yansımalarına ve öğretim sürecindeki etkililiğine doğru kaydığını ifade etmek mümkündür.
Tanımlardan da yola çıkarak özetlemek gerekirse öğrenme nesnesi terimi öğrenmede kullanılan içerikle ilgilidir. Tüm bir ders ya da kurs yerine öğrenme içeriğinin parçalara bölünüp, kendi başına yeterli, diğer konu ve bağlamlardan özgür olarak, bir kursun ya da dersin bir parçasının öğretilmesi için gerekli materyal olarak algılanabilir. Bir öğrenme nesnesi öğrenmede kullanılmak üzere bir metin, resim, animasyon, film ve benzeri herhangi bir kaynak olabilir. Öğrenme nesnesi çok çeşitli eğitim ortamlarına uyum sağlayacak yeni bir öğretim materyalidir. Cochrane (2007: 2597) öğrenme nesneleri ile ilgili bu düşünceleri bir araya getirerek öğrenme nesnelerini “ ideal olarak tek bir kavramı kapsayan ve nesnenin içerdiği temel bilgi bağlamıyla ilgili farklı öğrenme bağlamlarında kullanılabilecek dijital bir kaynak” olarak ifade etmiştir. Genellikle öğrenme nesnesi tanımı içerik, boyut, bağlam, etiketleme ve depolama kategorilerini içerir (Mortimer, 2002).
ÖN tanımlarında farklılık olmasına rağmen, ÖN’lerin tekrar kullanılabilir, erişilebilir, ortamlararası çalışabilir, dayanıklı (Rehak & Mason, 2003: 22), paylaşılabilir, dijital, modüler ve keşfedilebilir (Downes, 2004) olması gerektiği konusunda bir uzlaşma olduğu söylenebilir. Tüm bu tanım bolluğundan sıyrılarak öğrenme nesnelerini öğrenme de kullanılan küçük içerikler olarak algılayabiliriz. Normalde kitaplar, alıştırma kitapları ve diğer materyaller bir anda çok fazla bilgiyi barındırırlar. Öğrenme nesneleri bu noktada öğrenilecek ders konusunu küçük parçalara ayırarak öğrenci için sindirilebilir bir boyutta etkili sunumunu amaçlar. Bir bakıma öğrenme nesneleri bir dersin küçük bileşenleridir ve birleştirildiği yani paketlendiği zaman bir dersi ya da kursu oluşturabilecek parçalardır. Küçük olmalarına rağmen kendi başlarına yeterli büyüklükte olup öğrenmeyi sağlayabilecek niteliktedirler.

CEVAP VER